Adam ve kamyonu
Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, “Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.” demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: “Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?” Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş…
Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın. Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden önce durun ve düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.
Mutluluğun Anahtarı
Adam 3 yaşındaki kızını, gayet pahalı bir hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için azarlamıştı. Küçük kız, koskoca bir paket altın yaldızlı kağıdı bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı…
Bir bayram sabahı küçük kızı, paketi getirip:
“- Bu senin babacığım” dediğinde çok üzüldü.
Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına. Bir gece evvel yaptığından utanarak, kutuyu açtı.
Fakat kutunun içi boştu.
Kızına gene çıkıştı:
“- Birisine bir hediye verdiğinde, kutunun içinde bir şey olması lazım. Bunu da mı bilmiyorsun küçük hanım?..”
Küçük kız gözlerinde yaşlarla babasına baktı.
“- O kutu boş değil ki baba! İçini öpücüklerle doldurmuştum!..”
Babası o kadar çok üzüldü ki, koştu, kızına sarıldı.
Beraberce
ağladılar.
Adam o kutuyu ömrünün sonuna kadar sakladı. Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse, kutuya koşar, içinden minik kızının sevgi ile doldurduğu hayali öpücüklerden birini çıkarırdı. Aslında bütün insanlara böyle bir kutu mutlaka verilmiştir.
Zor zamanlarda bu kutuyu çıkarıp içine bakabilmeyi başarmak,
Mutluluğun anahtarlarından biri olsa gerek.
HÜZÜN

İnsan en çok sustuğunda ağLar asLında.SözcükLer döküLürken kaLemden kağıtLara,gözyaşLarı da seL oLur akar mısraLara…
Bu gün bir SessizLik çöktü içime nedenseSessizLik işte,avaz avaz susuyorum…Bugün bir AğLayış çöktü içime nedenseGözyaşLarımı tutuyorum…
SessizLik
KIRGINIM
Kırgınım
Beni yüreğime kırgın bırakan herkese;
Bir şehre,
Bir dünyaya,
Bu dünyanın, tebessümü unutmuş insanlarına,
Sözlerini, dillerinde yüreklerin katili olarak besleyenlere….
Bir çocuk gibi
Yüreğimin elinden tutup, sadece onunla oynamak istiyorum,
Vefayı sadece o’ndan ummak ve ona vefalı olmak istiyorum…
Kırgınım,
Elimden oyuncağımı alanlara,
Yüreğimle oynadığım oyundan bahsedince benimle alay edenlere,
Dostum bildiğime değer vermeyenlere,
Yüreğimin ayağıyla yürüyüp gittiğim mekanı beğenmeyenlere,
Onun telkiniyle tutunduğum dalı kesenlere,
Onun sözünü dinlediğim vakit, benim sözümü dinlemeyenlere…
Kırgınım,
Bir lahzacık ömürde tul-i emelleri hatrına, içime derin yaralar açanlara,
Bir lahzacık huzur için,
Yürek mabedimi tul-i ömürde dahi onarılamayacak kadar çok talan edenlere,
Yürek mabedime destursuz girenlere; zoru kullananlara..
Biraz da kendime kırgınım,
Biraz da kızgın…
Yüreğimi herkesin bırakmasına rağmen ben de bir vakt-i seherde bırakabildiğim için,
Biraz da kendime kırgınım,
Pişman olacağım adımları atarken yüreğime sormadığım için,
O, adımlarıma yol çizmeye aday iken
Sol tarafındakini ihmal edenlerin sözlerine değer verebildiğim için,
Yüreğimin tutunduğu , ete kemiğe bürünenlerin ardından bakakaldığım için
Gül bahçesi
Adam gittikten sonra delikanlı çalar kapıyı,kendini tanıtır.Sorar niye bu adamla evlendiğini kıza…
Kız söylerim der ama bir koşulla….
Evin arkasında büyük bir gül bahçesine götürür delikanlıyı ve der ki:
Bu bahçenin en güzel gülünü bana getirirsen söyleyeceğim sana niye bu adamla evlendiğimi…Ama asla geri yürümek yok bahçede,arkana bakmak yok en güzel gülü istiyorum sadece…
Memnuniyetle der delikanlı ve girer bahçeye….
Çok güzel sari bir gül durmaktadır karşısında tam elini güle uzatmışken pembe bir gonca görür az ötede,ilerler…
Ona uzanırken kadife kırmızı bir gül ilişir gözüne ilerde…
Derken…..Birde bakar bahçenin sonuna gelmiş…
Kıza verdiği söz gelir aklına..Geri dönmek yok…
Ne yapsın..Mecburen bulduğu alelade,hatta solmaya yüz tutmuş bir gülü mahcup bir şekilde götürür kıza….
Kız gülümser gülü görünce..
”Bilmem aldın mi cevabini”der delikanlıya…..
Hayat bu bahçede yürümeye benzer….
Hello world!
Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!



bir yorum yazın